“Metro”: Tiran – İlginç Tarihi, lezzetli yemekleri ve renkli gece hayatıyla bir şehir

Britanyalı gazeteci Martina Andretta, “Metro” gazetesinde yazdığı bir yazıda Tiran’a yaptığı seyahati anlatıyor. Sadece 61 sterlinlik günlük harcamayla, ilginç tarihi, lezzetli yemekleri ve renkli gece hayatıyla capcanlı bir şehirde zaman geçirdiğini belirtiyor.
“Tiran hızlı bir şekilde gelişiyor ve turistler için çok şey sunuyor: Komünist dönem müzelerinden modern mimariye kadar. Ulaşım ucuz, yemekler kaliteli ve konaklama da uygun fiyatlı.”
Bir duvar resminde toprak tonlarında boyanmış dev bir kız figürü, parlak çizgili bir apartman bloğu ya da kafa şeklindeki yeni bir gökdelen…
Tiran’da gezerken kafanızı kaldırmamak elde değil. Taksi şoförüm Erioni direksiyonun üstüne eğilip çevredeki binaları gösteriyor:
“Bu yeni yapıldı, şu çok turist çekiyor, bu da yeni,” diyor.
Arabanın camından gelen cezbedici bir koku yayılıyor. Bir seyyar satıcı taze ballokume (geleneksel bir tatlı) ve ekmek satıyor. Bir köşede, adamlar doğaçlama bir masanın üstünde domino oynuyor.
Tiran capcanlı hissettiriyor. Neredeyse 600.000 nüfusa sahip Arnavutluk’un başkenti, Londra’nın Brent ilçesi büyüklüğünde ama çok daha büyük planlara sahip.
Zengin tarihi, Akdeniz iklimi ve lezzetli mutfağıyla uygun fiyatlı şehir tatilleri için hâlâ yeterince keşfedilmemiş bir seçenek.
Tiran’da Yapılacak Şeyler
Tiran’ı ziyaret edip de geçmişteki komünist döneme tanıklık etmeden dönmek mümkün değil. Şehir merkezindeki Skanderbeg Meydanı’na çok uzak olmayan bir noktada, Soğuk Savaş döneminden kalma yeraltı sığınakları var.
Bunk’Art 2 ve biraz daha uzakta bulunan Bunk’Art 1, Enver Hoca’nın paranoyasını canlandıran müzeler.
Arnavutluk’un komünist lideri, dış istilalara karşı öyle saplantılıydı ki ülkede 170.000’den fazla sığınak inşa ettirdiği tahmin ediliyor – bu da Arnavutluk’u dünyanın en fazla sığınağına sahip ülkesi yapıyor.
1990’ların başında komünizmin çöküşüyle Tiran, Sovyet tarzı gri binalarla doluydu. 2000’lerin başında dönemin belediye başkanı, bugünün başbakanı Edi Rama, şehre renk katmak için bir girişim başlattı.
Sonuç olarak, nereye baksanız mural (duvar resmi) görebiliyorsunuz – apartman köşelerinden parklardaki banklara kadar. Kısa bir ziyaret planlıyorsanız, gizli sanatsal noktaları keşfedeceğiniz bir sokak sanatı turuna katılmanızı öneririm.
Görmeye değer diğer yerler arasında, komünist dönemden zarar görmeden kurtulmuş güzel bir kültürel anıt olan Et’hem Bey Camii ve teleferikle çıkılabilen Dajti Dağı bulunuyor.
Tiran Mutfağı
Arnavutluk’ta beni en çok şaşırtan şey, çeşitli ve lezzetli mutfağı oldu. Akdeniz ve Balkan mutfağının bir karışımı: hem etli hem de vejetaryen yemekler oldukça lezzetli.
Belki de gereğinden fazla börek, yoğurt bazlı soslar ve dolma tükettim.
En sevdiğim yemeklerden biri, Blloku bölgesindeki Era Pizzeria’da yediğim, erik marmelatlı kremsi sos eşliğindeki nefis Arnavut köfteleri oldu.
Tiran’da Gece Hayatı
Arnavutluk’un gece hayatını deneyimlemeden olmazdı.
Radio Bar Tirana, retro atmosferiyle ucuz kokteyller için ideal.
Daha lüks bir şey arıyorsanız, Sky Club’taki döner bar 360° manzara ve romantik bir atmosfer sunuyor. Güneşin batışını izlerken martini içmek mükemmel bir deneyimdi.
Ama favorim, kesinlikle Komiteti Bar oldu.
Kendini “kafe-müze” olarak tanımlayan bu mekan, komünist dönemden objelerle dekore edilmiş. Duvarlarda el işi peçeteler, eski dikiş makineleri ve geleneksel kostümler vardı. İlk gelişimizde birkaç klasik kokteyl içtikten sonra, tekrar gidip rakı denemeye karar verdik.
Garson, bizim dil zorluklarımızı anlayınca “baharatlı, tatlı ya da ekşi” seçenekleri üzerinden bize uygun rakıyı seçti. Sonuçta böğürtlen bazlı ferahlatıcı bir karışım geldi, arkada canlı müzik çalıyordu. Mükemmeldi.
Hızla Değişen Bir Şehir
“Arnavutluk’un her yerinde bir inşaat var,” diyor Free Walking Tour Tirana’dan yerel rehber Arber Musabelliu.
“Metro”dan Alice Murphy de geçen yıl yaptığı ziyarette bazı bölgelerin aşırı kalabalık ve yapılaşmış olduğunu gözlemlemişti.
Tiran, 1920’de başkent olmadan önce, ülkenin ortasında stratejik konumda, küçük bir şehirdi.
100 yıl sonra ise Avrupa’nın modern şehirlerinden biri olma yolunda ilerliyor. Tiran 2030 adı verilen bir ana planla, şehir daha yeşil, sürdürülebilir ve teknoloji odaklı bir merkez haline gelmeyi hedefliyor.
İtalyan mimar Stefano Boeri tarafından yönetilen vizyon; piksel harita şeklinde bir bina, Jenga oyununu andıran bir gökdelen ve ulusal kahraman figüründe lüks daireler gibi sıra dışı yapılardan oluşuyor.
Komünist dönemden kalma alçak binalar arasında bu yeni yapılar oldukça dikkat çekiyor.
Normalde mimari ilgimi çekmez ama Tiran’da adeta büyülendim. Dajti Dağı’nı arka plana alarak gökyüzüne yükselen bu anıtsal yapılar gözlerimi kamaştırdı.
Tiran’da Nerede Kalınır?
Avrupa başkentleriyle karşılaştırıldığında Tiran küçük ve yürüyerek gezmek kolay. Şehir merkezindeki otobüsler de sık çalışıyor.
Hafta sonu tatili için, canlı Blloku mahallesi ya da Skanderbeg Meydanı civarında konaklamak, hem turistik yerlere hem gece hayatına yakın olmak açısından iyi bir tercih.
Şehirde konaklama seçenekleri oldukça uygun fiyatlı.
Ben üç arkadaşımla seyahat ettiğim için, ortak alanları olan bir yer tercih ettik. Müze gezisi ya da yürüyüş sonrası kanepede sohbet etmek bizim için önemliydi.
/ Aida Vishko /




