RTSH.al

Rama Berlin’de: Hedefimiz müzakereleri 2027’ye kadar tamamlamak, entegrasyon sonsuz bir ertelemeye dönüşemez

Başbakan Edi Rama, siyaset, iş dünyası ve diplomasi temsilcilerini Avrupa’daki ekonomik, jeopolitik gelişmeleri ve geleceğin zorluklarını tartışmak üzere bir araya getiren önemli bir platform olan Doğu Bloku Komisyonu Yıllık Konferansı’na katıldı.

Konferonsta onur konuğu olarak yer alan Rama, Alman iş dünyasının temsilcileri, güvenlik, ekonomi ve inovasyon uzmanları ile Federal Meclis ve Federal Şansölyelik yetkililerinin de bulunduğu katılımcılara hitap etti.

Avrupa entegrasyonu konusuna değinen Rama, “Birkaç ay önce Avrupa Konseyi, Jacques Delors döneminden bu yana en iddialı entegrasyon projesini onayladı: “Tek Avrupa, Tek Pazar”. Son derece iddialı, gerekli, vizyoner ve stratejik bir belgeydi” dedi. Ancak bu projede “Batı Balkanlar’ın eksik olduğunu” vurguladı.

“Tamamen Avrupa Birliği sınırlarıyla çevrili bir bölge. Fiziksel olarak Avrupa’nın kalbinde yer alan bir bölge. Avrupa’nın kendi geleceğine ilişkin vizyonunda eksik kalan bir bölge” ifadelerini kullandı.

Rama’ya göre Batı Balkanlar, “tuvalin ortasında bırakılmış boş bir alan gibi; Avrupa’nın giderek daha fazla Edvard Munch’un ‘Çığlık’ tablosuna benzeyen bir otoportre çizmesi gibi bir durumdur. Bu özellikle gariptir; çünkü söz konusu boşluk, Avrupa’nın en eski stratejik koridorlarından birinin üzerinde yer almaktadır.”

Başbakan, Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu enerji koridorlarının bölgenin coğrafyasından geçtiğini belirterek şunları söyledi:

“Avrupa’nın kurmak istediği dijital ağlar bizim topraklarımızı gerektiriyor. Avrupa’nın son dönemde yeniden stratejik olarak keşfettiği kritik mineraller bizim yeraltımızda bulunuyor. Çin bunun farkında. Rusya elbette bunun farkında. Avrupa da bunun farkında, ancak bazen kendi planlarını yazarken bunu unutuyor. Ve tahmin edin ne oldu? Via Egnatia, bugün Arnavutluk’un bulunduğu topraklardan geçerek kıtayı birbirine bağlıyordu.”

Konuşmasında Arnavutluk’un Avrupa Birliği’ne üyelik sürecine de değinen Rama, ülkesinin genişleme tarihindeki tüm aday ülkelerden daha hızlı şekilde 33 müzakere faslını açtığını söyledi.

Rama, hedeflerinin 2027 yılına kadar müzakereleri tamamlamak ve bu on yılın sonundan önce Avrupa Birliği’ne tam üye olmak olduğunu vurguladı.

“Arnavutluk, genişleme tarihindeki herhangi bir aday ülkeden daha hızlı şekilde 33 müzakere faslını açtı. Ancak dürüst olmak gerekirse bu, en iyi ülke olduğumuz için değil; sürece geç başladığımız ve hazırlıklı olduğumuz içindir. Kararlılıkla ilerliyoruz. Hedefimiz nettir: Avrupa Komisyonu ile üzerinde mutabık kaldığımız şekilde müzakereleri 2027 yılına kadar tamamlamak ve bu on yılın sonundan önce Avrupa Birliği’nin tam üyesi olmak.

Açık olmak isterim ki, Arnavutluk için üyelik sadece bir kulübe katılmak anlamına gelmiyor. Sadece fon almak ya da kurumsal ayrıcalıklar elde etmek anlamına da gelmiyor. Bu süreç; devletimizi, kurumlarımızı ve düşünme biçimimizi dönüştürmek, ulusal tarihimizdeki en derin demokratik dönüşümü gerçekleştirmek ve nihayet bir kez olsun insanların olmak istediği yerde bulunmamızı sağlamakla ilgilidir; tarihin bizi zorunlu olarak sürüklediği yerde değil.”

Rama, bölgeden kademeli entegrasyonun avantajlarını savunan ilk seslerden biri olduğunu, ancak bunun sonsuz bir erteleme ya da yeni bir bekleme odasına dönüşemeyeceğini söyledi.

Ona göre, Avrupa’nın yeniden birleşmesi gerçekten stratejik bir zorunluluksa, Batı Balkanlar Avrupa Komisyonu’nun nesnel değerlendirmeleri ile bazı üye devletlerin öznel kaygıları arasında rehin tutulamaz.

Rama, bu çelişkinin giderek daha zor sürdürülebilir hale geldiğini belirterek şu çağrıda bulundu:

“Çözüm ne karmaşıktır ne de maliyetlidir. Bizi Avrupa’nın stratejik mimarisine şimdi dahil edin. Bize veto hakkı vermeden önce masada bir yer verin. Komiserlikler vermeden önce katılım hakkı tanıyın. Kurumsal süslemeler vermeden önce sorumluluk verin.

Daha sonra adım adım bizi Enerji Birliği’ne, Dijital Birlik’e, ortak güvenlik çerçevelerine, ortak mali araçlara ve ortak tedarik zincirlerine dahil edin. Çünkü Avrupa, merkezinde stratejik bir boşluk bırakırken ve doğu sınırında açık bir yara taşırken stratejik özerklikten ciddi şekilde söz edemez.”

Rama ayrıca Almanya’nın yeniden birleşmesine atıfta bulunarak şöyle dedi:

“Helmut Kohl, bildiğim kadarıyla, yeniden birleşmenin idari açıdan kusursuz olup olmadığını sormadı. Doğu Almanya’daki vatandaşlarına da ‘Özgürlüğünüz kutlu olsun, şimdi şu 33 faslı tamamlayın’ demedi. Bir liderin sorması gereken soruyu sordu: Bölünmüşlüğün devam etmesi stratejik olarak kabul edilebilir miydi?

Bu çok farklı bir sorudur ve belki de Avrupa’nın bugün kendisine sorması gereken soru budur. Tarih nadiren bürokrasi hazır olduğu için ilerler. Tarih, liderler ilerlemesi gerektiğine karar verdiği için ilerler. Avrupa, dışarıdaki fırtına Konstantinopolis’in surlarını sarsarken, Bizans’ın meşhur ‘meleklerin cinsiyeti’ tartışmasını yeniden açarak zaman kaybetmeyi göze alamaz.”

/ Aida Vishko / 

Benzerleri

RTI