Gjon Mili’nin en samimi karesi: Blackie ile dostluk hikâyesi

Her büyük bir fotoğrafçının hikâyesi yalnızca kullandığı ekipmanlarla ya da fotoğrafladığı kişilerle sınırlı değildir. Bazılarının hikâyesinde başrolü bir… kedi de oynar.
Gjon Mili: Retrospektif kapsamında, Marubi Ulusal Fotoğraf Müzesi’nde açılan sergiyi ziyaret edenler, Arnavut asıllı Amerikalı fotoğrafçı Gjon Mili’nin en sadık yol arkadaşlarından biri olan siyah kedi Blackie’nin hikâyesini de yakından tanıma fırsatı buluyor.
Blackie’nin hikâyesi sıra dışı bir taleple başlıyor. Mili, bir Amerikan askeri el kitabını görselleştirmek için siyah bir kediye ihtiyaç duyuyordu. Modelin; dikkat, sakinlik, hız ve avcılık içgüdüsü gibi özellikleri yansıtması gerekiyordu. Blackie ise bu özelliklerin tamamını karşılıyordu.
Ancak onun rolü yalnızca bu projeyle sınırlı kalmadı. Yarı Ankara kedisi, yarı sokak kedisi olan Blackie, zamanla Mili’nin stüdyosunun ve yaratıcı dünyasının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Özgür ruhlu ve güçlü karakterli bu kedi, özellikle karanlık odada fotoğrafların baskı sürecinde fotoğrafçının yanında bulunarak ona eşlik ediyordu.
“Blackie ve Mili” (1944) adlı fotoğraf, sanatçının en kişisel karelerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu karede Mili, Pablo Picasso ve Édith Piaf gibi ünlü isimlerle çektiği ikonik fotoğraflardan uzak bir şekilde, en sadık yol arkadaşlarından biriyle samimi bir an içinde görülüyor.
Blackie’nin hikâyesi, “Gjon Mili: Retrospektif” sergisinin izleyiciye sunduğu çok sayıda insani öyküden yalnızca biri. Sergi, Mili’nin yalnızca fotoğrafçılık ustalığını değil, aynı zamanda kişisel dünyasını da gözler önüne seriyor.
/ Bora Meco /




