RTSH.al

Rama: Şiddet, öğretmenlere, akademisyenlere ve kurumlara karşı kullanılan bir araca dönüşme riski taşıyor

Başbakan Edi Rama, Çocuk Hakları ve Çocukların Korunması Ulusal Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, son gelişmelerin ve sivil toplum ile uluslararası ortak kurumlarla ortak bir eylem planı oluşturulması ihtiyacının ele alındığı toplantıda, toplumun bir kesiminin şiddete yaklaşımını endişe verici olarak nitelendirdi.

Rama, farklı bakış açılarının bir araya gelerek mevcut sorunlara ortak bir yaklaşım geliştirmesine imkân tanıyan bu toplantının önemine dikkat çekti.

Başbakan, “Bu kadar hassas bir dönemde konseyimiz, farklı bakış açılarının hepimize bu dönemin derslerine uygun bir yaklaşım geliştirmemize yardımcı olduğu bir platform olarak özel bir önem taşıyor” dedi.

Bağımsız kurumların, sivil toplum kuruluşlarının ve çocuk hakları alanında çalışan uluslararası kuruluşların temsilcilerine katılımları ve katkıları için teşekkür eden Rama, çocukların korunmasına yönelik çalışmaların önemini vurguladı.

Rama, toplumun bir kesiminin şiddete yönelik tutumunun son derece endişe verici bir tablo ortaya koyduğunu belirterek, şiddetin demokrasi ve demokratik birlikte yaşama kültürü açısından kabul edilemez bir tabu olduğunu ifade etti.

“Sanırım aynı görüşü paylaşıyoruz. Toplumun bir kesiminin yaklaşımına ilişkin son derece endişe verici bir tabloya hep birlikte tanık olduk” diye konuştu.

Rama, “Şiddet, tüm demokrasiler, anayasalar ve demokratik birlikte yaşama yolları açısından bir tabudur” ifadelerini kullandı.

Başbakan, son gelişmeler sırasında şiddetin önemsizleştirildiğini, haklı gösterildiğini ve hatta yüceltildiğini söyledi.

“Şiddetin nasıl göreceli hale getirildiğini, nasıl gerekçelendirildiğini ve nasıl yüceltildiğini gördük” dedi.

Rama ayrıca olayların ele alınış biçiminde yanlış bilgilendirici ve yanlış yönlendirici bir yaklaşımın bulunduğunu savunarak, bunun Devlet Polisi’nin damgalanmasına yol açtığını ileri sürdü.

“Şiddetin aynı zamanda yanlış bilgilendirici ve yanlış eğitici bir yön kazandığını ve Devlet Polisi için bir damgalama aracına dönüştüğünü de gördük” ifadelerini kullandı.

Başbakan, okullar, eğitim, özgürlük, farklı görüşlere sahip olma, karşı çıkma ve protesto etme hakkı konusunda mesajlar veren bazı kişilerin, kendi değerlendirmesine göre, toplum nezdinde bir statü ve medyada bir tür dokunulmazlık kazandığını belirtti.

Rama, “Okullara, eğitime, özgürlüğe, herkesin farklı bir görüşe sahip olma, karşı çıkma, protesto etme ve özel mülkiyetini savunma hakkına ilişkin yönlendirmelerde bulunanlar; bir sistemi devirmek için yürütülen takdire şayan bir çabanın temsilcileri veya taşıyıcıları olarak toplumsal bir statü ve medyada bir tür dokunulmazlık kazandılar” dedi.

Rama, bu tür gelişmelerin yalnızca teşhir edilmesi ve eleştirilmesinin yeterli olmadığını, şiddetin toplumda yayılmasını ve normalleşmesini önleyecek bir yaklaşımın da benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

“Bütün bunları elbette ortaya koymak ve eleştirmek kolaydır. Ancak yalnızca teşhir ve eleştiriyle yetinirsek, şiddet farklı biçimlerde ve farklı zamanlarda karşımıza çıkmaya devam edecektir. Şiddet, toplum tarafından benimsenen yeni bir araca dönüşebilir ve daha sonra yaşananları yanlış yorumlayan herhangi bir genç tarafından bireysel olarak kullanılabilir” diye konuştu.

Başbakan, şiddetin engel olarak görülen herkese karşı bir tepki yöntemine dönüşebileceği uyarısında bulunarak öğretmenleri, akademisyenleri, üniversiteleri ve işletme sahiplerini örnek gösterdi.

Rama sözlerini şöyle tamamladı:

“Şiddet, öğretmene karşı kullanılabilecek bir araca dönüşebilir. Akademisyene, üniversiteye, işletme sahibine ve bir kişinin ya da bazı kişilerin engel olarak gördüğü her şeye karşı kullanılabilir. İşte karşımıza çıkan olgu budur.”

/ Aida Vishko / 

Benzerleri

RTI